|
Ana Sayfa
Sivas Katliamı
Katliamın
Tarihi...
Neden Yapıldı?
Katliamın
Planı...
Saldırı
Başlıyor!!
Katliam
Nasıl Oldu?
Devlet Ne
Dedi?
Valiliğin
Raporu
Sonrasında
Yargı?
Şehitler
Yaralananlar
Otelden Kurtulanlar
Polis Yaralıları
Resimler
Katliamın Belgeseli
Ağıtlar,Türküler
Yazılan Şiirler
Madımak Öteli
Kaynakça
|
SiVAS ŞEHİTLERİ - 2
Temmuz 1993
HALKIM 2 Temmuz 1993...
Yandık avazlarda, kavrulduk halkım
Varıp Pir Sultanı, analım dedik
Aşkın dolusuna, kanalım dedik
Meydanda bir semah, dönelim dedik
Kahpe tuzaklarda, vurulduk halkım..
Salyalı ağızlar, kirli yürekler
Elde ateş, dilde Allahu-Ekber
İnsan yakmak için, olmuş seferber
İsli dumanlara, savrulduk halkım
Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?
Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi,
Özlem, Nurcan, Serpil, Belkız Gülsüm´ü
Verdik, birer birer, kırıldık halkım
Metin, Asaf, Behçet, Asım Bezirci,
Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci,
Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı,
Et kemik bir yerde, derildik halkım
Hasret Gültekin´im, Serkan Doğan´ım
Huriyem, Yeşim´im, özbe öz Özkan´ım
İki Metin ölüm, Sait, Handan´ım
Hep birlikte yan, yana serildik halkım
Yandı özyurdun da, Özyurt Ahmet´im
Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´im
Güpe gündüz ışıktı, Güdüz Murat´ım
Cem olduk güneşe, verildik halkım
Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m
Sulariden arda kalan Edibe´m
Cümlesi insana derki, Kâbem
Kanlı kefenlere sarıldık halkım
Karınna Cuanna, Hollanda´lı can
Yanın da Muammer Hakan ve Kenan
Bin beterdi Sivas, Ol Kerbeladan
Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım
Koray Kaya´m, onbirin de dal fidan
Ahmet Öztürk ile adası alan
Din için yakıldık 33 can
Kara topraklara, karıldık halkım
Madımak´ta yanan 33 can
Artık her birisi bir Pir Sultan
Hızır´ın dölleri yazsın bin ferman
Gönnüller içinde yer aldık halkım
Kızılgülüm, söz düşürse dilime
Mızzrabım isyankâr, vurur telime
Bir gün olup hesap sorsam zalime
Yobazlar elinden zar olduk halkım
Şu kahpe yobazlar
kanlı Sivas’ta
Nasıl anlatayım canlar ben sizi
Hep cayır cayır yaktılar temmuzda
Unutur mu dostlar hiç halkım sizi
Nesimi curayla sarhoş ederdi
Akarsu çağlayıp çeker giderdi
Edibe Sulari ikrar güderdi
Unutur mu dostlar hiç halkım sizi
Hasretiyem taze güller açmıştı
Kokusunu tüm dünyaya saçmıştı
Bu törende ozan yazan coşmuştu
Unutur mu dostlar hiç halkım sizi
Cumhuriyet laik laik kalacak
Bak Naçari sizi niçin çalacak
Daha nice Pir Sultanlar doğacak
Unutur mu dostlar hiç halkım sizi
Yumrukluyorum duvarları
Yumrukluyorum kara gecenin bedenini ellerim kan içinde
Nehirler taşmış yanaklarımdan
Otuz yedi can
Otuz yedi gül çatlamış susuzluktan Sivas'ın içinde
Nasıl uyku tutar gözlerimi
Döne döne semaha duranlar tutuştu önce
Sonra türküler
Sonra şiir çığlıksız düştü türkülerin yanıbaşına
Sivas... Sivas..
Yiğitlik midir emanet cana kıymak
Yiğitlik midir bir tutam ışığı kör bıçakla koparıp karanlığa
kurban etmek
Söyle hangi kitapta vardır elleri kollları bağlı yakmak
Var mıdır kardelen akında bir avuç inciyi ateşe tutmak lo...
Böyle garip düştüğüme bakma
Böyle mahsun durduğuma
Varsın ateşin suskunlukla beslensin
Benim de yüreğim gençliğini almış yanına yürür başı dik
Senin de dağların var Sivas, senin de dağların
Dağlarında şahanların
SAVAŞ EZGİ
Yandık avazlarda,
kavrulduk halkım.....
Varıp Pir Sultan’ı, analım dedik
Aşkın dolusuna, kanalım dedik
Meydanda bir semah, dönelim dedik
Kahpe tuzakl
arda, vurulduk halkım..
Salyalı ağızlar, kirli yürekler
Elde ateş, dilde Allahu-Ekber
İnsan yakmak için, olmuş seferber
İsli dumanlara, savrulduk halkım
Hasret Gültekin´im, Serkan Doğan´ım
Huriyem, Yesim´im, özbe öz Özkan´ım
İki Metin ölüm, Sait, Handan´ım
Hep birlikte yan, yana serildik halkım
Yüzbin yobaz, bir Akarsu eder mi?
Öldürülen, bu kaçıncı Nesimi,
Özlem, Nurcan, Serpil, Belkıs Gülsüm´ü
Verdik, birer birer, kırıldık halkım
Metin, Asaf, Behçet, Asım Bezirci,
Menekşe, Sehergül, Gülender, İnci,
Asuman, Yasemin, Erdal Ayrancı,
Et kemik bir yerde, derildik halkım
Yandı özyurdun da, Özyurt Ahmet´im
Kaynar ateşlerde Uğur Mehmet´ım
Güpe gündüz ışıktı, Gündüz Murat´ım
Cem olduk güneşe, verildik halkım
Koray Kaya´m, onbirinde dal fidan
Ahmet Öztürk ile adaşı alan
Din için yakıldık 33 can
Kara topraklara, karıldık halkım
Madımak´ta yanan 33 can
Artık her birisi bir Pir Sultan
Hızır´in dölleri yazsın bin ferman
Gönüller içinde yer aldık halkım
Muhlis´ine muhip olan, Muhibe´m
Sulari’den arda kalan Edibe´em
Cümlesi insana derki, Kâbem
Kanlı kefenlere sarıldık halkım
Karinna Cuanna, Hollanda´lı can
Yanında Muammer Hakan ve Kenan
Bin beterdi Sivas, Ol Kerbela’dan
Hüseyin´ce ölüp dirildik halkım
Kızılgül’üm, söz düşürse dilime
Mızrabım isyankâr, vurur telime
Bir gün olup hesap sorsam zalime
Yobazlar elinden zar olduk halkım....
Sivas’ta yitirdim,
33 goncaydı gülüm.
Elimden aldı bak, ateşle ölüm.
Bende dostlar ile, yere gömüldüm
Çalardı sazım, söylerdi dilim
Aldı onları aramızdan, ölüm....
PİR SULTANLAR ÖLMEZ ......
Dar gören, didar göre, ağıtlarımız umuda döne....
YANAR MADIMAK
On yıl oldu otuz beşler gideli
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Ataşlara türkü türkü düşeli
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Akarsu okşuyor sazın telini
Mühübe sanırsın halkın gelini
Asaf'sa gayrete çizer gülünü
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Edibe Sulari yaşam sargısı
Hasret’in elinde hakkın vergisi
Nesimi curada barış türküsü
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Yanar mı yürek şiir gülende
Kanar mı sözcükler şair ölende
Söner mi umutlar tufan gelende
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Bezirci gönlünde açıldı yara
Behçet'in gözleri çekildi dara
Uğur durmaz artık menzile vara
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Ömür verdik deyişlerin uğruna
Destan derdik Madımak' ın korun da
Hakka vardık insan sevmek yolun da
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Kim tutar Nurcan'ı coşkun esiyor
Özlem de sevdaya gıymet biçiyor
Sehergül dumanda kaldı göçüyor
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Kardeşti eştiler yangın içtiler
Pir Sultan düzünde çiçek biçtiler
Şu yalan dünyadan erken göçtüler
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Menekşe sevdalı çiçeğin adı
Korayım genç yaşta yaşamın tadı
Said'in dilinde kaldı muradı
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Gencecik fidanlar yola durdular
Sevginin bağında turna oldular
Mahşerin yerinde semah döndüler
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Serkan'ın gözünde seher zamanı
Muammer telaşta bilmez amanı
İnciyi sarıyor ölüm dumanı
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Kuruldu barikat duruldu safa
Barikat başında yaralı kafa
Ölümdü son durak bakmayın lafa
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Erdal'ım yol alır gönül izinde
Carinna gül olur Sivas düzünde
Altıok şiirler söyler dilinde
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Şairler şiirler dizeler gitti
Ressamlar resimler çizimler bitti
Yarınlar kül oldu yârenlar yitti
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Mehmet'te yolundan ayrı kalmadı
Asuman deyişlere doymadı
Yasemin semahtan uzak ölmedi
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Güneş sustu karanlığa evrildi
Hain yüzü arsızlığa çevrildi
Gülen gözler birer birer devrildi
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Yazarlar Metin’ler kitaplar yandı
Ozanlar türküler mızraplar yandı
Deyişler semahlar dönenler yandı
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Serpil güler güneş açar gözleri
Belkıs bilir yaşam bulur sözleri
Gülsüm yürür miras kalır izleri
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Unutulmaz yaşamlar da bilinsin
Kurutulmuş ince güller derilsin
Yol bizim yolumuz böyle duyulsun
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Murat'ın hırsından sabır çatlıyor
Handan’ın sesinde coşku çağlıyor
Ahmet'in gönlünde yangın ağlıyor
Sivas'ın yarası yanar Madımak
Sicimi sözünde canlar olmalı
Yıllar geçer ömür gülle dolmalı
Yaşananlar ayan beyan kalmalı
Sivas'ın yarası yanar Madımak.
Rıza Yılmaz
Tekirdağ F Tipi Cezaevi
BU KAÇINCI TEMMUZ
HEY...
Öküzün boynuzunda dünya
Kuyruğunda sinekler
Koca dünya durmuş
Öküz dönüyor
Beyinleri, yürekleri
Kaç bin yıl sonra
Tozları dökülmüş
Bir yalan
Anası karanlık yobazın
Gözlerini boyamış kışkırtmış yüreğini
Sırıtmış sivri dişleri
Salyası akıyor
Elinin köründe din iman
Ateş çakıyor
Öfkesi dönüyor duman içinde
Bir yılan
Kırılıp dökülmüş - çekilip asılmış
Ne güzel insan
Koca Pir Sultan
Şeh Bedrettin
Nesimi, Mansur
Yüz yılların ötesinden
Yalanın çukurunda
Yanmaya gelmiş
Madımak oy... Madımak can pazarı
Yobazın elinde kantar
Yangın alıp yangın satar
Koca bir çınardı
Elinde kalem di can - Yandı
Dalında tomurcuk
Açarken
Elinde saz
Çalarken - Yandı
Candı 37 si
Bir sevdanın içinde
Yaşarken - Yandı
Kara bir duman almış Sivas’ın üstü
Çamlıbel de bölük, bölük
Duyar mı... duymadı dağlar
Yıldızlar ..
Duymadı ağalar paşalar
Yandı... yandı canlar
Öküzün boynuzunda dünya
Kuyruğunda sinekler
Koca dünya durmuş
Öküz dönüyor
Akıl süpürgeye binmiş ateş elinde
Ankara bakıyor
Yobaz çakıyor
Ankara bakıyor
Yobaz çakıyor
Yanarken bahtı kara
Ankara
Yüzün kara
Alev kanatlarını çırptı canlar
Semah döndü gök yüzünde
Dökülen kan
Asılan – Yakılan can
Öfkesini alıp döndü geri
Bu ne derin sevda böyle
Aramıza indi
Yanımıza durdu
Yakılmak için dikildi
Bu nasıl din iman dedi
Kahpeliğin yüzüne tükürdü
Biz dedi yanmayız
Yakılsak da
Yansak da tükenmeyiz
Bu kaçıncı Temmuz hey..
Hüseyin Gül
DOKUNMA
Sözüm size akbabalar kuzgunlar
Serçelere sülünüme dokunma
Sarı akrep engerekler çiyanlar
Al benenekli cerenime dokunma
Bu ne Kürt, Alevi, Ermeni, Çerkez
Sarı, siyah, beyaz insanız herkes
Sakın ikiliğe eyleme heves
Ben insanım diyenime dokunma
Aydınlarım zindanlarda yatıyor
Prangalar düşünceyi yutuyor
Ozanlarım Madımak’ta tütüyor
Karanlığı yaranıma dokunma
Bitsin bu savaşlar bu soygun talan
Olmasın istemem bu yalan dolan
Bizim canımızdır gülyüzlü canan
Gonca güle dikenime dokunma.
Ayhan ŞAHİN
AKMA KIZILIRMAK
AKMA
Bugün yastayım yastayım
Madımak’ı söndürmedin
Bugün yastayım yastayım
Yazarlarım aydınlarım
Orda yandı hep canlarım
Fiske vursan akmaz kanım
Bugün yastayım yastayım
Boşa akıp ta bulanma
İnip ovaya dolanma
Sana dost olurum sanma
Bugün yastayım yastayım
İnsan yakar o dinciler
Unutulmaz bu acılar
Orda yandı genç bacılar
Bugün yastaım yastayım
....
Kara günüm tuttu taşa
İnsan değil bunlar haşa
Madımak’ta baş ataşa
Bugün yastayım yastayım
Yusuf BUTAK
ŞANLI SİVASIM
On yılı doldurmuş kederim, gamım
Korların söndü mü, kanlı Sivas’ım
Kerbela çölünü sardı dumanım
Turnalar döndü mü kanlı Sivas’ım
Bir Temmuz akşamı şafak kızıldı
Madımak tarihe külle yazıldı
Dumanlar bürüdü, mevsim bozuldu
Poyrazın dindi mi kanlı Sivas’ım
Türküler, şiirler, sazlar tutuştu
Halaylar, semahlar, canlar uçuştu
Nesimi, Banaz’da Pirle buluştu
Hınzırlar gördü mü kanlı Sivas’ım
Akarsu, sır oldu kurudu deren
Yok mu Hasret’imi Asaf’ı gören
Ağıtlardan başka, yok merhem süren
Yaranı sardı mı kanlı Sivas’ım
.....
Ay, güneş kızarsın, gökler al olsun
Zülfükar tepende çift hilal olsun
Sana kanlı diyen dilim lal olsun
Kafire indi mi şanlı Sivas’ım
Hıdır ÇAM
Dogmak icin
karanligi kolladim
Ben gecenin icindeki tan idim
Bazen safak bazen simsek yolladim
Ben Günes'in pesindeki gün idim
Cayirlara bozkirlara boy verdim
Gelen yoldu giden yoldu soy verdim
Kurda kusa esen yele pay verdim
Ben lokmanin elindeki ten idim
Kerbela'da Hüseyinle süründüm
Kah Nesimi kah Hallac'la göründüm
Kizildere yatagina büründüm
Ben Deniz'in boynundaki kan idim
Geldim gittim bu Dünya'da sir oldum
Kirklar ile Kamil oldum dar oldum
Sivas oldum Madimakta kor oldum
Ben Rahman'la rahimdeki can idim
Onurcan
UNUTMAM SİVAS
Seneler değil de asırlar geçse
Unutamam Sivas, unutmam seni
Yobazın tırpanı boynumu biçse
Unutamam Sivas, unutmam seni
İki Temmuz bin dokuz yüz doksan üç
Sende semah dönmek oldu bize suç
Beni yaksan, assan, eylesen de linç
Unutamam Sivas, unutmam seni
Uzaktan seyretti yine hainler
Gözlerinde vardı o eski kinler
Bu gün on bin geldik yarin yüz binler
Unutamam Sivas, unutmam seni
İnine girecek korkak yobazlar
Türküden, semahtan hiç anlamazlar
Şiirler okunup çalacak sazlar
Unutamam Sivas, unutmam seni
Yobazı ateşe ben atmadım ki
İnsan olanlara kin tutmadım ki
Dedem Pir Sultanı unutmadım ki
Unutamam Sivas, unutmam seni
Kul Sefili, Sivas, Çorum, Maraşı
Üstüme gelseler sopalı, taşlı
İki temmuz günü gözlerim yaşlı
Unutamam Sivas, unutmam seni.
1 temmuz 2006 / SARIGAZİ
BENİM DAVAM
Bilemezsin derdim ile davamı
Zalim nest eyledi yürek yaremi
Haval ettim Şahı merdan Ali'ye
Dert ehliyim nerde bulam çareyi
Benim davam Kerbela'nın vakası
Benim davam Eyüb'ün can yarası
Benim davam Nesimi'nin derisi
Benim davam Bedrettin'in kellesi
HANGİ KİTAPTA VAR İNSANI YAKMAK
KADISINA MI DÜŞTÜ ONU SAVUNMAK
KANIMDA VAR HAK DİYENLERİ YAKMAK
SERLER VERDİK YAKIŞMAZ BİZE SUSMAK
Benim davam devam eder Maraş'ta
Benim davam duman tüter Sivas'ta
Benim davam Hınzır Paşa hep başta
Benim davam Ehlibeyt hep yasta
Hangi aşk yaşadı böyle
bir ayrılığı
Kendi sesimizi bile susturamadık
Otuzbeş damlası buharlaştı ömrümüzün
Kendi yüreğimizi bile inandıramadık
Anılar da avutmadı bizi
Ağıtlarda yakmadık
Türküler oğul verirken dudaklarımızda
Akarsuların boğulduğuna inanamadık
Öyle bir leke ki sabahın yüzünde
Biz böyle kalleş ölümlere alışamadık
Sulara bakışlarını yansıtma artık
Çıldırma vaktinin gecesidir yaşadığın
Yüreğin tam otuzbeşe bölünmüş
Özür dilemen yetmez gelinciklerden
Gül olup alevler içine düştün mü hiç
Ya da güneşin ışıktan urganlarında
Pir Sultanca yeniden dirildin mi
Yok başka türlü ufukların ışıması
Turaç seslerinde nar patlaması
Adı yok boynumuzda çürüyen iplerin
Ağzında ateş çiğniyorsun yine
Gözbebeklerinde alev tüketiyorsun
Asım Bezirci Karacaoğlan ı soruyor
Kaçıncı şiirdesin
Uğur kendini kuşatıyor kendi sesinde
Hangi sesin kaçıncı rengindesin
Asaf bir otel bahçesinde
Kirpiklerini çiziyor türküler üstüne
Elinde anılar tutsağı bir fotoğraf
Behçet in kolları siliniyor omuzlrından
Gözlerin şimdi kaçıncı mevsimde
...
Hasret in sesi tutuşuyor iliklerinde
İsyanlar nöbet değiştiriyor
Ateşte semaha durmak diyor bir dost
Yakıyor seni bu sessizlik-beter yakıyor
Yemekler utançla pişiyor ocaklarda
Ateşten kan sıçrıyor ellerine
Güneşten önce gözlerin düşüyor alevlere
ADNAN YÜCEL
SİVAS MADIMAK-DERSİM-
MARAŞ-GAZİ DRAMI...
12 Mart öbeğinde
Gene canlar acı DOLDU
İstanbul’un göbeğinde
Katliam, zulm, vahşet OLDU
Dersim, Erzincan, Bingöl’ü
Boynumuzda zulmün eli
Susar mı sazımın teli
Tüm dünya’yı sesim ALDI
Serbest gezer katil, asi
Hani nerde Demokrasi?
Haykır ezilenin sesi
Mücadele zili ÇALDI
Sivas ateşlere yandı
İstanbul kana boyandı
Bıçak kemiğe dayandı
Haydi kervan yola DALDI
Kızılbaş-tarik dediler
Öldürüp, tahrik dediler
İnsan cesedi yediler
Kurtlar üsdümüze SALDI
Yüzyıllar verdiler eter
Zulüm gelir, zulmden beter
Şah Turna haykırak yeter
Dava hep divana KALDI
Mücadele zili ÇALDI...!
Söz ve Müzik: Ozan Şah Turna (ŞAHTURNA)
Alevilik Salt Saz ile
Değil! Yol Düşkünlerine-Hiciv Ozan ŞAHTURNA
Güzel Anadolu`m kültür kalesi
Ali yolu sade saz ile değil
Ta yürekden gelir mazlumun sesi
Kuru kalabalık söz ile değil!
Hüseyin savaştı düzene karşı
Hiç boyun eğmedi ezene karşı
Pir Sultan canlara evrensel çarşı
Ezilen yanında, yoz ile değil
Suya sabuna dokunmayan kirli
Gerçekleri söyler, yürekli-erli
Seçemez bu yolu kalp gözü körlü
Görmek sade bir çift göz ile değil
Hak insanda, insan hak'da yaşıyor
Enel-Hak sırrında Mansur coşuyor
Gönlümüzde meşleler ışıyor
Şu ocakda yanan köz ile değil
Musa firavun’un yoluna daldı
Yavuz Selim’lerden icazet aldı
Arif meclisinde nefessiz kaldı
Şah Turna davamız poz ile değil
Alevilik sade saz ile değil! ...
Söz- Müzik: Ozan Şah Turna
Yanman Mı Gerek?
Ey suskun, duyarsız, tepkisiz toplum
Hep bu kabuklarda sinmen mi gerek?
Zulme başeğdin kimdendi korkun?
Onca serden sonra dönmen mi gerek?
İki Temmuz dündü sen tarihe bak
Mansuru astılar suçu enel hak
Ege'de Bedreddin, ya Baba İshak
Onları tarihe gömmen mi gerek?
Kerbela vakası hala içimde
Hüseyin'in kellesi kılıç ucunda
Koskoca Pir Sultan dar ağacında
Onları yanarak anman mı gerek?
Yorguni andıkça kabarır içim
Nesimi yüzüldü sorarım niçin?
Senin bu gafletten uyanman için
Otuzar otuzar yanman mı gerek?
Sivas Acısı
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sıvas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgâr bizim oranın rüzgârı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgârı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından Sıvas işi
Ben duyarım duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sıvas ilinden
Sıvas rüzgârında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende ne de sende
Suç seni karanlıklara gömenlerde
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı olsa da bütün vicdan kapıları yüzüne
Bilmelisin bir yerin var canevimde
Aziz Nesin
Güneşin ak yüzüne bir
duman çöktü
Bir türkü çığlıkla ateşe düştü
Kuytu bir köşede bir çiçek küstü
Döktü yaprağını boynunu büktü
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Kararmış yüreğin hiç ışığı olmaz
Bilmez misin ki türküler yanmaz
Günü gelir sanma hesap sorulmaz
Dayanır kapına pir sultan ölmez
Şu Sivas'ın elinde sazım çalınmaz
Güllerim yandı yüreğim dayanmaz
Havalan güvercinim havalan
Metin Altıok’ a
Havalan güvercinim havalan
siyahi günlere kaldı kalan
suskunluğun ince çığlığı
yaralıyor geceyi
ölü yıldızların koynunda gün
küller yağıyor umuduna bu şehrin
zor bir geçit yaşamak
boynu vuruldu ğöğün
ak köpüklü sesiyle bir nehir
kaygılar mırıldıyor sessizliğe
acılar çırpınıyor kirpiğinde sokakların
ateşe verildi yürekler
duvarlara tırmanıyor ölüm
güvercinler yoruldu
son yolcusuda vuruldu direnişlerin
her gözde bir avuç şiir kaldı
her yürekte bir demet kor
düşlerin gizlendiği her tomurcuk
ihanet darbeleriyle parçalandı
yoldu saçlarını imgeler
şiirler öksüz kaldı
korkular düştü balkonlardan
sevgiler yaralandı
havalan güvercinim havalan
siyahi günlere kaldı kalan
Nuri CAN
Gün tutuşur canım gece
tutuşur
Yangınlarda tutsak canlar tutuşur
Gülüm toprak olur yele karışır
Yürür gelir canlar yollar tutuşur
Sivas ellerinde sazım tutuşur
Söz tutuşur canım türkü tutuşur
Teller bizi söyler diller yarışır
Özgürlüğü yazan kalem tutuşur
Canlar can olurda eller tutuşur
Dost evinde canım sevda tutuşur
Pir Sultanlar ölmez binler yetişir
Akar gelir canlar tarih tutuşur
Katlime Fetvalar
Verilir Bugün
Hak için divana durmuşum dostlar
Sandım ki yaralar sarılır bugün
Pir sultan yoluna başım koymuşum
Yargısız infazım görülür bugün
Hileyi koymuşlar yaşam içine
İftira etmişler kardeş bacıma
Can alıcı gelmiş başım ucuna
Ölüm gözlerimde yorulur bugün
İçimde bir sızı kanar derinden
İftirayla geçtim ben bu serimden
Enel hakkı bilmez yargıç elinden
Katlime fetvalar verilir bugün
Adaletin yolu bize çok uzak
Yurtlar bölgesinde kurulmuş tuzak
Dedim derdimizi dostlara yazak
Kalemin ortadan kırılır bugün
Serez çarşısında bitmemiş hesap
Mansur oldum boynum vuruyor kasap
Yeni değil ki bu çok eski hesap
Tomurcuk güllerim derilir bu gün
Vurguni ozanım kendi halimce
Anlattım derdimi dil yettiğince
Hâkim bildiğimiz kadı çıkınca
Boynumuza urgan vurulur bugün
NESİMİ ÇİMEN
İstanbul, Almanya, Fransa, İsveç
O da bir gurbetçi idi.
O yemyeşil bir bahar Çimeni,
Bire yobaz, bu yolda verdiğimiz,
bu kaçıncı Nesimi.
İnsan olan insan barıştan yana
Ancak zalim olan kıyar insana
Barış aşkı yayılmalı cihana
Barış güvercini uçsun dünyada
Gel ey Nesimi sen, senden sor seni
Sakın ham hor görme asla bir canı,
İnsanları sev sen, eyle secdeni
Mukaddes bir varlıktır, hakkın kendisi,
........Nesim´ler... ölür, ölür dirilir...
|