|
Katliamın Başlangıcı ve Seyri!!

2 Temmuz 1993 Cuma
- Paşa Camii önünde görevli emniyet
ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan
Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden
oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru
ilerledikleri bildirilmiştir. (13.30)
- Hükümet Meydanı gerisinde
oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi,
maydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”,”Şeytan Aziz”,”
İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atmışlardır.
(13.40)
- Sayıları yaklaşık 3 bini bulan
grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında
benzer sloganları yinelemiştir. (13.55)
- 3 bin 500 dolaylarında gösterici,
Kültür Merkezi önüne gelmiş ve içerdeki karşıt grupla slogan
mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenmiştir.
(14.10)
- Kültür Merkezi’nden ayrılan
grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur. (14.40)
- Grup, Buriciye Medresesi’ne
gelmiştir. (14.45)
- Buriciye Medresesi önünden
Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı
sloganları tekrarlamışlardır. (14.50)
- Grup, Hükümet Meydanı’ndan
Atatürk Caddesi’ne yönelmiştir. (15.00)
- Atatürk Caddesi’nden yeniden
Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini
bulmuştur. (15.10)
- Hükümet Meydanı’ndan İstasyon
Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir
gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi
içindeki karşıt grupla taşlı sopalı çatışma, polisçe, fazla
büyümeden, zor kullanılarak önlenmiştir. (15.30)
- Valilik tarafından
görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki
topluluğu sakinleştirmek için bir konuşma yapmıştır. (15.48)
- Kültür Merkezi’nden İstasyon
Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli
civarına gelen yaklaşık 10 bin kişilik gösterici grubu,
slogan atmaya devam etmiştir. (15.55)
- Madımak Oteli önünde toplanan
yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilik’ten gelen istek
üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe
Başkanı birer konuşma yapmışlardır. (18.00)
- Belediye İtfaiye araçları,
Hükümet Meydanı’na gelmiştir. (18.30)
- Kültür Merkezi önündeki heykel,
belediye garajına konulmak amacıyla Meydan’dan geçirilirken,
topluluk tarafından Madımak Oteli önüne getirilmiştir.
(19.14)
- Madımak Oteli önündeki araçlar ve
heykel ateşe verilmiştir. (19.50)
- Otele yaklaşmak isteyen itfaiye
araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır.
(20.00)
- İtfaiye, otele güçlükle
yaklaşabilmiştir. (20.05)
- Yangın Otele de sıçramıştır.
(20.10)
- Afyon Sokak’tan (arka taraftan)
gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır. (20.20)
- Hükümet Meydanı’na gelen
göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya
başlamışlardır. (20.40)
- Güvenlik kuvvetleri havaya ateş
etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır. (20.50)
- Kalabalık, küçük gruplar halinde
şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır. (21.00)
- Atatürk - Kongre ve Etnografya
Müzesi önünde bulunan Atatürk Büstü tahrip edilmiştir.
(21.40)
- Sayın İçişleri Bakanı Valiliğe
gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır. (22.00)
- Valilikçe ilan edilen ”sokağa
çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir
hâkimiyet sağlamışlardır. (23.00)
IV.PLANLI
PROGRAMLI KATLİAM
Sorma be birader mezhebimizi,
Biz
mezhep bilmeyiz yolumuz vardır.
Mezhep bilmeyen, insanlık yolu dışında başka yol tanımayan,
sevgiyi kendisine din edinmiş insanlar Sivas’ta kendileri
için kurulan tuzaklardan habersizdirler.
Sivas’ı bilip tanıyanlar şenlikle ilgili olarak kaygılarını
dile getirdiklerinde, şenliğin devletle/kültür bakanlığıyla
ortak olarak düzenleniyor olması, Sivas valisinin demokrat
kimlikli bir kişi olması, iktidar ortaklarından SHP’nin
Alevilerin oy verdikleri bir parti olması gerekçe
gösterilerek kaygı giderilmeye çalışılmıştır. Tüm bunların
birer yanılgı olduğu anlaşılacaktır ama ne pahasına...
Şeriatçı karanlık güçler günler öncesinden Sivas’ta
Alevilerin, demokratların varlık göstermesini engellemek ve
onlara “müslüman mahallesinde salyangoz sattırmamak” için
hazırlıklara girişirler.
Gazete ilanları vererek, bildiriler hazırlayıp dağıtarak
yalan dolana dayalı provakasyon ortamı hazırlarlar. Güya
şenlik için Sivas’a gelecek olan Aziz Nesin peygamberin
eşine hakaret eden Salman Rüştü’nün kitabını yayınlamıştır.
Bu tamamen yalandır, ne bir hakaret ne de bir kitap
yayınlama olayı sözkonusu değildir. Ama yalana dayalı tahrik
şeriatçılar için yeni bir şey sayılmaz. Daha 1978 yılında,
yine Sivas’ta “Aleviler camiyi bombaladı” yalanını uydurup
halkı birbirine düşürmeye kalışıkan kendileri değil midir?
Maraş katliamı öncesi aynı provakasyonu yapmamış mıdırlar.
2
Temmuz’dan 15 gün önce şeritaçılarca tüm Sivas’a dağıtılan
Müslüman Kamuoyuna başlıklı ve altında Müslmanlar imzası
olan bildiride halk “cihada” çağrılır:”Aziz Nesin köpeği,
yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz
Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la
alay edercesine gezebilmektedir
Kâfirler şunu iyi bilmeli ki: İslâmın Peygamberi’ni ve
kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek
canlarımız vardır.
Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.”
İlk
gün şeriatçılar pusuda beklerler. Saldırı için her zaman
yaptıkları gibi Cuma gününü ve Cuma namazını beklerler. 2
Temmuz günü Cuma namazından çıkan kalabalıklar katillerin
kışkırtmasıyla harekete geçeler. Önce etkinliklerin
yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırırlar.
Arkasından Sivas katliamının yaşanacağı Madımak Oteli
kuşatılır.
Tüm
dünyanın gözü önünde Sivas katliamı yaşanır.
2
Temmuz Sivas katliamı üzerinden geçen yıllara rağmen
Alevilerin nazarında küllenmemekte, tam tersine Sivas
yangını Alevilerin kanayan yarası olmaya devam etmektedir.
Sivas katliamı Alevilerin yaşadığı diğer bir çok katliamlara
benzemekle birlikte ondan bazı çok trajik unsurlarla
farlılık göstermektedir.
Bu
nedenle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, bu nedenle “Sivas
unutulmayacak” sözleri bu katliama karşı her fırsatta dile
getirilmektedir.
Çünkü 8 saat insanlar Madımak Otelinde kendilerine bir
yardım eli uzanmasını beklerler. Cumhurbaşkanı aranır,
başbakan aranır, başbakan yardımcısı, bakanlar aranır.
Tanıdık bildik etkili yetkili kim varsa bir umut olarak
aranır ama güvenlik güçleri de dahil hiçbir güç gelip de
şeriatçı güçleri dağıtmaz, Pir Sultan torunlarını kurtarmaz!
Bu
ne derin acıdır!
Bu
ne büyük bir trajedidir.
Sivas’ta göz göre göre insanlar katledilir. Şeriatçılar bir
bayram yerinde buluşmuş gibi Madımak Oteli’ni sarar ve
insanlarımızı katlederler. Bu katiller günler öncesinden
hazırlık yapmalarına rağmen yakalanmamış, engellenmemiştir.
Sivas gibi küçücük bir şehirde kimin ne dolap çevirdiğinin
bilinmemesi mümkün müdür? Tersine istihbarat birimleri “olay
çıkacağını rapor ettik” demektedirler. Olay çıkmamış,
katliam yaşanmıştır. Sivas belediye başkanı katilleri
“gazanız mübarek olsun” diye kutlamaya kadar işi
vardırmıştır!
8
saat genç kızlarımızın, oğlanlarımızın, şairlerimizin,
bağlama ustalarımızın, semahçılarımızın çığlıklarına tüm
insanlık kulaklarını tıkamıştır. Başta iktidar sahipleri
olmak üzere!
8
saat içinde dünyanın bir başka ucuna müdahale edilebildiği
halde, Sivas’a yardım gönderilmemiş, insanların
katledilmesine engel olunmamıştır! Sivas nasıl unutulur?
BUNLARI UNUTMA!
Bazı
anlarda bazı sözler söylenir, bazen bu sözlerin ve bu
sözleri söyleyenlerin asla unutulmaması gerekir. Bu sözler
ve onları söyleyenler yeni acılar yaşanmaması için, yeni
katliamlar olmaması için, dostu düşmanı tanımak ve
aklımızdan çıkarmamak için kesinlikle unutulmamalıdır.
Taşlara, demirlere bu sözler kazınmalı ve bir kenara
konulmalıdır.
Sivas katliamı yaşanırken de unutulmaması gerekin sözler
söylenmiştir.
Hem
de bu sözleri dönemin Cumhurbaşkanı, dönemin başbakanı
söylemişlerdir. Bu sözler bize katliamın arkasındaki gizi
ifade etmektedir.
UNUTULMAYACAK SÖZLER BİR
“GÜVENLİK GÜÇLERİ İLE HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYİN!”
Sözün sahibi Cumhurbaşkanı’dır. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel. Katiller Madımak Otelini kuşatmış, insanlar içeride
çığlıklarla yardım beklerken bu sözü defalarca Sivas
valisine ve emniyet müdürüne söylemiştir. Demirel’in
vatandaş dediği şeriatçı katillerdir. Ve güvenlik güçlerinin
onlara müdahale etmesine engel olmakta, katillerin işlerini
rahatça yapmalarını istemektedir adeta. Katillere karşı
gelmeyin, bu sözün anlamı bundan başka nedir? Bu söz nasıl
unutulur?
UNUTULMAYACAK SÖZLER İKİ
“OTELİ SARAN VATANDAŞLARIMIZA BİR ŞEY OLMAMIŞTIR!”
Sözün sahibi Başbakan’dır. Başbakan Tansu Çiller. Çiller
Madımak Otelini saran ve insanlarımızı katleden şeriatçı
katillere bir şey olmadığını, katillerin burunlarının
kanamadığını müjdelemektedir.
Başbakan’ın vatandaş dediği de şeriatçı katillerdir. Ya
içeride çığlıklarla yardım bekleyenler? Onların vatandaşlık
hakları? Onların yaşama hakları? Çillerin umrunda olan,
Çillerin bu sözleri ile gözetip kayırdığı katillerdir
mağdurlar değil. Bu sözler nasıl unutulur?
Ya
bu sözleri söyleyenlerin partisine oy veren, oy vermeye
çağıran Aleviler, sözde Alevi önderleri onlar nasıl
unutulur?
|